1 Temmuz 2009 Çarşamba

"Kırılgan"


Andre Gide şöyle anlatıyor: "Bırak alaycılığı, bir insanın ölmesini gördüm. Hiç de gülünç bir yanı yoktu bunun. Korkunu gizlemek için işi şakaya dökmeye çalışıyorsun; ama sesin titriyor, sözde şiirin de iğrenç.
Olabilir. Evet, ölen bir insan gördüm. Bana öyle geldi ki, ölümden önce, bunalım geçince acı köreliyor. Ölüm bizi almak için kürklü eldivenler giyiyor. Uyutmadan boğmuyor. Bizi ayırdığı şey de kesinliğini, varlığını, sanki gerçekliğini önceden yitiriyor. Öyle soluk bir evren ki bırakmak fazla üzüntü vermiyor artık, hayıflanacağımız bir şey de kalmıyor.
Ben bu yüzden ölmek çok da zor olmasa gerek diyorum, öyle ya, eninde sonunda herkes o yolun yolcusu nasıl olsa. Hem yalnız insan yalnız bir kez ölmeseydi, belki de edinilecek bir alışkanlık olurdu.
Ama ölüm, yaşamını doldurmamış kişi için çok acıdır. Din ona; -aldırma, öbür tarafta başlar her şey, ödüllendirileceksin dese de boşuna. Yaşamaya bu dünyada başlamalı..."

Ben olsam şöyle devam ederdim: "Hayat, ne olursa olsun senin kendini kurban ettiğin şeylerden daha değerlidir. Ot bile kendi varlığından ilham alır. Bir düşünürseniz. tepedeki sokak lambası bile ölümden daha çok şey vaad ediyor bize."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder