1 Temmuz 2009 Çarşamba

Dünya'da Bir Cennet Hayali

Holden Caulfield'ın da düşündüğünün farkında olmadığı şey buydu belki. Her şey öyle hızlı bir şekilde karalanıyor ki, artık acı çekmek bir istem haline bile gelebiliyor. Hacıyatmaz devamlı o tarafa meyletmek istiyor. Alışkanlığı olmuş onun, kötü masallara inanmıyor, inanmak için çok küçük belki. Belki de ihtiyar da hayatının son demlerini yaşıyor.
Bir gün çok uzak bir köyde bir çocuğa söylemişlerdi: "Sen cehennemdeki bir ateş parçasısın, işte dünya da cehennem zaten. Bu yüzden korkma cehenneme düşeceğinden." kimdi? Küçük çocuklara korkunç şeyler anlatıp onların yüzlerinde gördüğü acı ifade karşısında eğlenen sıradan biri mi? Yoksa çok bilge bir ihtiyar mıydı bunu söyleyen? çocuk rüya gördüğünü sanmıştı, canı da acımıştı, zavallı. Daha sonra tüm hayatı boyunca acı çektiği anlarda bir rüya gördüğünü düşünürdü. "İşte gece ama pencereyi açsam bir bahar bahçesi duracak karşımda. Yemyeşil ve güneşli olacak ve birbirinin canını yakmayan insanlar, ve birini diğerinden daha çok sevmeyen insanlar." Cennet nedir, dünya sokağından bir gün bile uzaklaşmamışlar için? Belki de sadece uzun ve huzurlu bir şarkıdır, öylesine haz veren. Bir sonsuz denizdir muhtemelen. Eğer dünya küçük bir göl ise. Veya sonu gelmeyen büyük bir uykudur. dünya bir anlık serapsa eğer. Hahhaa bakın nasıl bir çıkış yolu buldu kavanoza kapatılmış karınca; ölüm sonsuz bir serap olacak o halde. Sonu gelmeyeceği için hiç uyanamayacağız. Hiç uyanamayacağımız için bilmeyeceğiz de serap olduğunu. Bu çok güzel. Toplu intihar etmek isteyenler bir yerde toplansınlar en iyisi. Hayat hep aynı şekilde tekrarlanıyor deyip yüzünü buruşturanlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder