20 Temmuz 2009 Pazartesi
13 Temmuz 2009 Pazartesi
múm - Sing Along to Songs You Don't Know

Track listing
1. "If I Were a Fish" – 4:16
2. "Sing Along" – 5:39
3. "Prophecies & Reversed Memories" – 4:06
4. "A River Don't Stop to Breathe" – 4:45
5. "The Smell of Today Is Sweet Like Breastmilk in the Wind" – 4:47
6. "Show Me" – 3:45
7. "Húllabbalabbalúú" – 3:27
8. "Blow Your Nose" – 4:07
9. "Kay-ray-kú-kú-kó-kex" – 3:57
10. "Last Shapes of Never" – 2:27
11. "Illuminated" – 4:09
12. "Ladies of the New Century" – 3:45
Download: http://rapidshare.com/files/246880563/mum_-_Sing_Along_to_Songs_You_Dont_Know.rar
1 Temmuz 2009 Çarşamba
"Kırılgan"
Andre Gide şöyle anlatıyor: "Bırak alaycılığı, bir insanın ölmesini gördüm. Hiç de gülünç bir yanı yoktu bunun. Korkunu gizlemek için işi şakaya dökmeye çalışıyorsun; ama sesin titriyor, sözde şiirin de iğrenç.
Olabilir. Evet, ölen bir insan gördüm. Bana öyle geldi ki, ölümden önce, bunalım geçince acı köreliyor. Ölüm bizi almak için kürklü eldivenler giyiyor. Uyutmadan boğmuyor. Bizi ayırdığı şey de kesinliğini, varlığını, sanki gerçekliğini önceden yitiriyor. Öyle soluk bir evren ki bırakmak fazla üzüntü vermiyor artık, hayıflanacağımız bir şey de kalmıyor.
Ben bu yüzden ölmek çok da zor olmasa gerek diyorum, öyle ya, eninde sonunda herkes o yolun yolcusu nasıl olsa. Hem yalnız insan yalnız bir kez ölmeseydi, belki de edinilecek bir alışkanlık olurdu.
Ama ölüm, yaşamını doldurmamış kişi için çok acıdır. Din ona; -aldırma, öbür tarafta başlar her şey, ödüllendirileceksin dese de boşuna. Yaşamaya bu dünyada başlamalı..."
Ben olsam şöyle devam ederdim: "Hayat, ne olursa olsun senin kendini kurban ettiğin şeylerden daha değerlidir. Ot bile kendi varlığından ilham alır. Bir düşünürseniz. tepedeki sokak lambası bile ölümden daha çok şey vaad ediyor bize."
Dünya'da Bir Cennet Hayali
Holden Caulfield'ın da düşündüğünün farkında olmadığı şey buydu belki. Her şey öyle hızlı bir şekilde karalanıyor ki, artık acı çekmek bir istem haline bile gelebiliyor. Hacıyatmaz devamlı o tarafa meyletmek istiyor. Alışkanlığı olmuş onun, kötü masallara inanmıyor, inanmak için çok küçük belki. Belki de ihtiyar da hayatının son demlerini yaşıyor.Bir gün çok uzak bir köyde bir çocuğa söylemişlerdi: "Sen cehennemdeki bir ateş parçasısın, işte dünya da cehennem zaten. Bu yüzden korkma cehenneme düşeceğinden." kimdi? Küçük çocuklara korkunç şeyler anlatıp onların yüzlerinde gördüğü acı ifade karşısında eğlenen sıradan biri mi? Yoksa çok bilge bir ihtiyar mıydı bunu söyleyen? çocuk rüya gördüğünü sanmıştı, canı da acımıştı, zavallı. Daha sonra tüm hayatı boyunca acı çektiği anlarda bir rüya gördüğünü düşünürdü. "İşte gece ama pencereyi açsam bir bahar bahçesi duracak karşımda. Yemyeşil ve güneşli olacak ve birbirinin canını yakmayan insanlar, ve birini diğerinden daha çok sevmeyen insanlar." Cennet nedir, dünya sokağından bir gün bile uzaklaşmamışlar için? Belki de sadece uzun ve huzurlu bir şarkıdır, öylesine haz veren. Bir sonsuz denizdir muhtemelen. Eğer dünya küçük bir göl ise. Veya sonu gelmeyen büyük bir uykudur. dünya bir anlık serapsa eğer. Hahhaa bakın nasıl bir çıkış yolu buldu kavanoza kapatılmış karınca; ölüm sonsuz bir serap olacak o halde. Sonu gelmeyeceği için hiç uyanamayacağız. Hiç uyanamayacağımız için bilmeyeceğiz de serap olduğunu. Bu çok güzel. Toplu intihar etmek isteyenler bir yerde toplansınlar en iyisi. Hayat hep aynı şekilde tekrarlanıyor deyip yüzünü buruşturanlar...
Denizden Sıkılan Balık
Erken teşhisçi. Başka biri olup kendini sevmek isteyen bu balığın denizden sıkıldığını anladığınızda bile vakit epey geç olmuştur. Çünkü “daha yaşayacağımız ne acılar var” dedikten az bir zaman sonra “ben yaşayabileceğim en büyük mutluluğu da yaşadım, en büyük acıyı da iliklerime kadar hissettim” diyerek vazgeçtiğini görürsünüz. Bir zaman eşiğine gelir ve artık hiçbir şey onu şaşırtabilecek kadar değişik görünmez ona, belki çıtayı geçici bir süreliğine yüksek tuttuğunu düşünürsünüz fakat çirkin bir şey artık o tin’e girmiştir ve orada kendi kimliğini bulmuştur, bunu hissedersiniz. Arkadaşınıza bu dönemde söyleyebileceğiniz en geçerli şeyler belki de bu vazgeçişi erteleme isteğinizle alakalı sözlerinizdir. Adı erken teşhisçi. ona birlikte biraz daha yaşayalım dersiniz, birkaç yıl daha; hani o acıları çok sever bu yüzden ona söylersiniz, belki daha büyük acılar yaşarız, biraz daha bekleyelim, birkaç yıl sonra el ele tutuşup uçuruma birlikte gideriz, hem bunu birlikte yaparsak canımız da acımaz dersiniz ve arkadaşınızı büyük ölçüde ikna edersiniz. Ama daha sonra bunun sadece küçük bir yanılsama olduğu ortaya çıkar. İşte bu aşikarlığının şiddetinden görünmeyen her neyse, onun için beklemek artık bir gözyaşı tekerlenmesinden farklı değildir. Erken teşhisçi az bir zaman sonra size haber vermeden mutluluktan ağlayarak uçuruma gider. Daha önce konuştuklarınızı hatırlarsınız, ölümü ben kendimden küçük görüyorum, şakağımla silahımı vuracağım deyip derin düşüncelere daldığınız o zamanlar bile artık masala ulanmıştır ve çok arkalarda kalmıştır. (işte dünya da hep aynı tekerlemeyi söyler yeni gelenlere, eskiler çok duyduklarından biraz da o masalın şahsiyetine bürünmüşlerdir, zaten burada isyan edilecek bir şey varsa o da senin bilmene neden olan ve tüm insanlığın tarihi boyunca gördüğü en büyük haksızlık olan şu bilinçli olma durumudur. buna isyan edilir. sadece bilinç'e isyan edilir.) Denizden sıkılan balık sonsuz bir deniz hayaliyle kendini dışarı iter. Gerisi diplerde yaşayanlar için karanlıktan başka bir şey değildir. Ve o, geri dönmediğini gördüklerinde diptekilerin kendisini anlayacağını düşünür uzak bir yerlerde. Kendisini anlayacaklarından emindir artık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
