İçeride bir çocuk süt dolu kabı karıştırıyor, ve diyor ki karşılığında hiçbir şey almayacaksın, ama kendinden kurtulacaksın, eğer benimle geliyorsan bana sonsuza dek sarılacağına da söz vereceksin, çünkü bu bütünüyle yeni bir deniz, işte martıların ve balıkların şaşırdığı üzre bu yeni bir ölüm belki de doğumun ikinci adıyladır diyorum bu beyaz bataklık……
Karanlıktan korkmadığını farkeden herkes, çocukluğunu katlayıp bir sandığa koymuştur, gözyaşlarıyla pişmanlık bahçesini sulamış, orada ne yaban gülleri yetişir bu yüzden…
Zamanın peş el sallayanlarıyla beraber girdiğimiz her yol, işte bizim anne ve babalarımızın daha önce defalarca gittiği yollar, şimdi gördükçe buradan daha önce de geçtiğimi sanıyorum ve mırıldanıyorum hazin hazin tekrarlayan refikler yaşatır ve bekletir; ilk kez yaptığım bir şey bu, tuttuğum ilk el ve unuttuğum ilk yüz, evet şimdi ise ağlıyorum, çünkü bir yüzü unuttum, adını hatırladığım bir yüzü unuttum, ne acıymış tadı bu hayatın, veya kendi adıyla mı söylemeliydim, bu yarım aşkın…
…
-Neydi senin adın?
-Elas efendim
-Beni daha önce bir yerlerde gördün mü?
-Hayır efendim
-Peki o halde, gelirken duydum, içindeki çocuktan bahsediyorlardı, sen kaç yaşındasın?
-On iki efendim
-O halde içindeki çocuk henüz...
-Hayır efendim çocuk olan ben’im, içimde karların üzerinde yuvarlanmayı seven bir ihtiyar var
-!?
-Her gece rüyamda karların üstünde yuvarlandığını görüyorum, ve çokça gülüyor…
(arkadaşlar ben ruhumdan bir parçayı buraya bırakmak istiyorum, merak etmeyin hemen dönerim)
…
Bir başka mevsim ben ağlamaktan geliyorum…
(bir köy, bahçesinden korktuğum küçük loş bir ev; şimdi ise kapkaranlık)
Anne, dışarıda öyle insanlar gördüm ki, hepsinin şurasında bir yara vardı ve oturup ağladık, bilmem iyi mi yaptık, ama ağladığımda tanrıyı hatırlamak gibi oluyor, öyle garip bir his ki, sanki beyaza batıyorum, halbuki ben daha önce bir ay mı bir yıl mı oluyor, ne zaman sokakta düşsem ve yara saran nine beni yanına çağırsa ben bir kuytuya kaçıp saklanmak isterdim, büyük birinden duydum, yaralarımı seviyormuşum, halbuki ben sevmiyorum, büyüklerin dediği her zaman doğru mudur? Öyle ağladık ki iyi insanlarla beraber, sanki öldüğümü hissettim, ölmek nedir bilmiyor musun, babam öldüğünde bana anlatmıştın ama, seni üzmüştü günlerce… şimdi ben bir rüya mı görüyorum, değil mi rüyalarımı ne çok severim , evet pek çok kişi de benim gibiymiş, bana bir bilmediğim şeyden bahsettiler anlamadım, sen biliyor musun… ama artık önemi yok, bana cevap da vermiyorsun, elinde bir mektup mu var, bakayım… anne mektup mu…?
(göz kulak olduğunuz için teşekkürler arkadaşlar, kolay bir hayat dilerim hepinize)
“çünkü gerçek olup birbirimize sarılacak değiliz anlamıyorsun bugünleri yavaşça yaşamak istiyorum bakışlarım şafağın grisine dalıp gitsin şimdi bu lodosla yaralanmak istiyorum ve kırlangıçlar görmek yeni mevsimin sofrasında tanıdığım herkes yeni gelmiş beni bekliyorlar ama ben kaçıyorum çocukken bir kez kaybolduğum ormanın gizlerinde rüyana girmek istiyorum anlıyor musun çünkü gerçek olup birbirimize sarılacak değiliz”
Yerde bulduğum bir kağıtta yazılıydı, halbuki ben hiçbir şey bilmiyorum, bana heyecanlanmaktan bahsediyorlar belki de ben sadece kendimden utanıyorum, daha dün keçilerin peşinde koşarken gözümüzü bir kapatıp açtık yarım asır geçti, diyor elinden tuttuğum yaşlı adam, ama bilmiyor ben keçilerin peşinde koşarken bile ihtiyardım, adımı bir yerde unuttum sonra bulutlara çok baktığım için hastalandım ve şimdi yavaşça kayboluyorum, kaybolmak nedir herkesi kendisi gibi sanan bir kanatsız kuş için…?
-Şimdi aklıma geldi o şemsiyenin altında bekleyenlerden biriydin sen, değil mi?
-Hayır efendim, ben yağmuru seviyorum, onlar benim uzak akrabalarım, bir yerden geliyorlardı.
-Nereden geliyorlardı anlat bana
-Şimdi adını unuttum efendim, benim yüzüme bir bez sardılar ve bir masal anlattılar, annemi hatırladım, onu ne zaman orada hayal ettiysem hep içime üzüntü geliyor, ağlam..
-Yeter!!! Hep aynı şeylerden bahsediyorsun, annen umrumda değil o bahsettiği beyaz bataklık da… her neyse… sen şimdi orada bekle uslu uslu, ben hemen geliyorum…
-…(ağlayayım mı?)
-…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder